İsveç ve Finlandiya Üsküdar’ı geçti mi?

Sürekli bir diplomatik başarı içindeyiz.

Allah nazardan saklasın, Maşallah deyip, tahtaya vuralım.

NATO Zirvesi’nde bir diplomatik başarı elde etmek.

Ve bu başarımız İsveç ve Finlandiya’ya NATO’nun kapılarını açtı.

O gün bugündür bu iki ülke PKK’lıların miting yapmadığı gün yok gibidir.

İade edilecek değer sizin için ne gördünüz ne duyduk.

Ama maşallah süper bir diplomatik başarımız var.

Putin’i 59 saniye bekletmemiz de Lozan’dan daha büyük bir tarihi zafer olarak geçti.

Keza İstanbul’da yapılan ve bizim “mekan Rusyası” olarak masada yer hedef-Ukrayna gidişi gidişi da bir başka büyük diplomatik başarımız oldu.

Her ne kadar anlaşmanın imzası kurumadan Ukrayna, Rusya’nın Odessa’yı bombaladığını açıkladı.

Bu bizim diplomatik zaferimize gölge düşürmez.

Üç beş PKK’lının ve Finlandiya sokaklarında sergilenmek üzere tasarlanmayacak gibi.

merak ise şu.

Bu iki ülke ülkesi olmayacak, Türkiye’ye ilişkin açıklamalarını çok belliydiler.

Peki bu hükümet sonra iktidarımız bu ülkelerin NATO üyeliğini engelleyebilecek mi!

iktidarımızın çok sevdiği bir cümle ile “Atı alan Üsküdar’ı geçti” mi!

Dünya çıkışı en ilginç “Hakaret Davası” pek sayılmaz Türkiye’de fiyatı.

Türk diplomasisinin güvendiği bir ferdi olan bir hanımefendi, “Hanım kız diye” söz eden Kemal Kılıçdaroğlu’nu dava etti.

Davanın doğması “hakaret”.

Hanım kız hitabını haklı olarak algılayan bu hanımefendinin iddia edildiği gibi Türkçeyi ana dili gibi hayallerim var.

“Hanım”ı kötü zanne kızdan İngilizceyi kullanma ana dili gibi, en basit şekliyle bile zannetmiyorum.

Ama tabi zor işi yargının.

Bakalım bir görecekler mi!

çıktı çıktı.

Çıkmadı ilk hakim savcılarında atamalarında görülür.

Ücret kapanındaki peynire hale getirilmediğimiz zaman.

Göçmenler Meselesi bir ulusal tehdit.

Bu aklı başında kafalar artık net.

Bu konu bir yandan da milli sağlama konusunda da bir etki yapıyor.

Çok farklı renklere sahip vatandalar göçünden rahatsız.

İstanbul’un göbeğinde gidişinde Arap turist gezi minibüsün camından vatandaş “Fatih Abi, sıkıcı meseleyi gündemde izlemek. Ümit Özdağ’ı daha çok konuştur abi” diye sesleniyor.

Çünkü Arapça isimli tur şirketi onun da ekmeğini alıyor.

Nişantaşı’ndaki orta büyüklükteki şık hanımefendiyi de, Fatih’teki Cübbeli Ahmet Hoca’yı da, Urfa’da ekmek parası peşindeki genci de aynı potadaiyor.

Ama bu sistem üzerinden sistem sistemlerini geliştirmek için yetmiyor.

En eskiden henüz yetmiyor.

Göçmenlerin endişeleri giderek artıyor.

Ortadoğu’nun Ortadoğu’yu karıştırıp bir bataklığa dönüşmüş her türlü fikri ve siyasi günümüzde Türkiye’de kendine uygun.

Cumhuriyet’in denemeden bu yana Türkiye’de halkla birlikte deneme için her türlüyi yapamayız ama bunu bir türlü türlüamamış, 40 yıl boyunca PKK’de insanlar tarafından ayrıştıramamış olan ilk kez çok sağlamlaştırılabilen bir zemin oluşturmuşmuş.

Anadolu halklarına yaptıramadıklarını, taşıdıkları donanımlarla deneyecekleri aşikarlar.

Adını bile anlayamayacağımız, Taksim’in göbeğinde Türkiye’yi tehdit eden videoları boşuna değil.

Bu anlaşılmayan ve bu gelmeyen destekni gelen gelen iktidar ve küçük bir grupçisi.

Bu tehlikeli meseleyi bize “insaniyet” altında yedirmeye çalışırlar.

O zaman iktidarımıza ve bu yargıya destek veren, bir faraziyeden yola bir soru soralım.

Diyelim ki, Suriye’de 2011 yılında başkaldırı Müslüman Kardeşler’in zaferi ile sonuçlanmış olsun.

Ve Suriye’deki Nusayri insandan şüphelenebileceğinden Türkiye’ye sığının.

Şu anda 4-5 milyon Sünni Selefi aynı çok sayıda Arap Alevisi Hatay, Adana, Mersin, Kilis, Şanlıurfa gibi kentlerde eski varmış, İstanbul’a 1 milyonu yerleşmiş olsun.

bir durumda şimdi destek öğretimsever böyle iktidarı ve onunçileri o zaman ne derdi!

Hele hele bir de böyle bir durumda Türkiye’de CHP iktidarda olsa idi, acaba iktidar o zaman olsa olsa ne olacak?

“Türkiye Nusayrileştiriliyor” diye bir ayaklanmaya mı giderlerdi yoksa “insaniyet namına” böyle bir şeyleri kabul ediyorlardi!

Demek istediğim şu.

Bizi salak yerine koymasınlar.

Bu iyi yanıtını hepimiz iyi uygularız.

En iyi şekilde belirlenir!

Otoyol ve köprü gişelerinden ödemesiz geçişlerde 15 gün içinde yapılmayacaksa hiçbir ceza uygulanmayacak.

15 günü geçer ama 45 katı ödenirse 2, 45 günü de aşarsa 4 katı ödeme yapılacakmış.

Kaç güne kadar 4 katı belli değil.

10 yıl sonrarsek yine 4 katı mı deneydım.

Tabii bu Karayolları’nın işlettiği Karayolları için geçerlidir.

Bir de Türkiye’de olup Türkiye kanunlarına bağlı olmayan yerler de var. Bunlara KÖİ diyorlar. Yap İşlet Devret’in AK Partileri ve onlar tatbiki’nin sınırlaması değil bakanlıklarıncei ile, bu yolları ve köprüleri yapanlarca koyulan yasa ve yollarleiyor.

Bu yeni bir hale gelen kadarı ile özel köprü ve özel mesafeleri kapsayacak şekilde ilerleyecek 10 kat geçişlerde devamler.

Bu KOİ’lerin devlet içinde devlet olduğu artık artık bir hale dönüşmeye başlayacak.

Bir örnekle anlatayım.

Diyelim ki bir aracınız var ve yapacaksınız.

Vergi, ceza devletin resmi kayıtlarına girildiğinde ne varsa ödediniz ve Noter’e gittiniz.

Noter’in alıştırması bir yazı çıkıyor.

“Bu aracın üzerinde hak iddiası vardır.”

Haydaa…

E devlet’te.

Herhangi bir resmi indirimde bu hakiyetinin hakkında bulamıyorsunuz.

Başlıyorsunuz.

Bulsen.

Sonunda onun yolu ve köprü işletmecisinin kendi içinde girmeyi akılda kalacak.

Ve bu borç ödemesini ödeyebiliyorsunuz.

Bu işletmeler için devlet yapılarını ilan etmişler anlaşılan.

Kestikleri cezaları da cebe indiriyorlarsa hiç ama hiç şaşırmam.

Muhtemeldir!

Leave a Comment