17 yıllık yardımcısı Volkan Kazak, hocayı ve çalışma prensiplerini anlattı: “Ersun Yanal ile çalışmak bisiklete binmek gibi”

Ersun Yanal’ın takımlarında 17 yıldır antrenörlük yapan Volkan Kazak, yardımcı antrenörlerin görevlerini ve iş tanımını GOAL Türkiye’ye anlattı.

Dünya futbolu son yıllarda oyuncuların baskınlığının gittikçe azaldığı bir spora dönüşürken, oyun her geçen biraz daha teknik direktörlerin oyununa doğru evriliyor. Pep Guardiola, Jürgen Klopp, Antonio Conte ve Jose Mourinho gibi isimler gittikleri takımlarda kısa bir sürede kendi kimlikleri yansıtmayı başarırken, teknik heyetlerin oyundaki ağırlığı da her geçen gün artıyor.  

Tüm bu başarılı isimler elbette ki buz dağının görünen kısmı ve başarılı teknik direktörlerin ardında her zaman büyük bir ekip çalışması ve yoğun bir mesai harcayan ekip arkadaşları yatıyor.

Türk futbol tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden biri olan Ersun Yanal’ın 17 yıldır yardımcılığını yapan Volkan Kazak, teknik heyette yardımcı antrenörlerin görevini GOAL Türkiye’den Uğur Aktan’a anlatırken, antrenörlüğe dair birçok bilinmeyene ve başarılı bir takımın ardındaki sırlara da değindi. 

Ersun hoca ile 10 yıldan daha uzun bir zamandır berabersiniz. Bu birliktelik nasıl başladı öncelikle bunu anlatabilir misiniz? 

Ersun hoca ile çalışmaya 2005 yılında Manisaspor’da başladık. Birlikte 17 yılı geride bıraktık. Ben Konyaspor’da rahmetli Tevfik Lav hocanın yardımcısıydım. Hoca vefat edince Kemal Özdeş hoca Kayserispor’da, ben de Ankaragücü’nde Reha Kapsal ile çalışmaya başladım. Daha sonra Ersun hoca Manisaspor ile anlaşınca Tevfik hocanın bir emaneti olarak ikimizi de yanına aldı çünkü çok eski ve büyük bir dostlukları vardı.

Volkan Kazak

AA

Bu süreçte Manisaspor, üç kere Trabzonspor, iki defa Fenerbahçe, Eskişehirspor, ve Genç Milli Takımlarda yardımcı antrenörlük yaptım. Tevfik hoca ile başlayıp ardından Ersun hoca ile devam etmek hayatımın kırılma anlarından biriydi. 

Ersun hocanın bilime olan yaklaşımı, her zaman önemli organizasyonların içerisinde bulunması ve gençlerin gelişimine olan katkısını ve bu konudaki uzmanlığını zaten herkes biliyor. Bu açıdan çok genç yaşta onun yanında yer almak benim için büyük bir artıydı. 

Bu süreçte tabii ki sürekli kendimi yenilemek ve geliştirmek zorundaydım çünkü Ersun hocayla çalışmak bisiklete binmek gibidir. Durduğun anda düşersin, o nedenle hep pedal basıp kendini geliştirmek ve hızlandırmak zorundasın. 

Vestel Manisaspor

Depo

Ersun hoca ile birlikteliğinizin başladığı Manisaspor kadrosu oldukça özel bir kadroydu. Caner Erkin, Arda Turan, Ufuk Ceylan, Selçuk İnan, Filip Holosko, Hakan Balta, Sezer Öztürk, Ersan Adem Gülüm, Sinan Kaloğlu gibi daha sonra büyük takımlarda oynayacak çok sayıda oyuncu ve Lukas Zelenka gibi bir yıldız… 

Çok kaliteli ve özel oyunculardı. Daha önce de söylediğim gibi Ersun hoca genç oyuncuları keşfeden, geliştiren, önem veren bir teknik direktördür. Öyle bir kadronun bir araya gelmesi tesadüf değil. 

Türkiye’de teknik heyetlere göz attığımızda ön planda olanların her zaman teknik direktörler olduğunu, yardımcı antrenörlerin biraz daha geri planda kaldıklarını görüyoruz. Bu konuda bir fikri olmayan futbolseverlerin görev tanımınızı anlaması için sormak istiyorum; bir yardımcı antrenörün görevi tam olarak nedir? Bir de yardımcı hocaların takım üzerindeki etkisi teknik direktörden teknik direktöre göre büyük farklılıklar gösterir mi?

Yardımcı antrenörün görevi değil görevleri var. Saha içi görevlerimiz kadar saha dışı görevlerimiz de var. Tüm bunların yanında iletişim, analiz, oyuncu ve maç izleme gibi konu başlıklarını da bu görevler arasında sayabiliriz. Hocanın istediği şeylerin oyunculara aktarılması çoğu zaman doğrudan yardımcılar aracılığıyla gerçekleşir. 

Saha dışı tarafına gelecek olursak kamp yerlerinin takıma uygun olup olmadığını da bizler denetliyoruz. Maç bittikten sonra analizlerin yapılması, analizlerin hocaya gitmeden önce izlenmesi, pozisyonların özel analiz programlarıyla çizilmesi, hocadan onay alındıktan sonra oyunculara aktarılması gibi birçok görevimiz var. 

Tüm bunların yanında teknik direktörün vizyonunun oyunculara aktarılması da temel görevlerimizden biri. Genel çerçevede baktığımızda aslında teknik direktörle oyuncu arasında bir köprü görevi görüyoruz. Tabii ki teknik direktör kendi iletişimini kuruyor ama biz de gerekli yerlerde devreye giriyoruz. 

Artık analiz konusu da çok önemli. Bu işleri sadece analizciler yapmıyor. Antrenörlerin hepsi bu analizlerin içerisinde bulunup, maçları nasıl analiz etmemiz gerektiğini planlıyoruz.

Oynadığımız her maçı hemen maçtan sonra izliyoruz. Hatta bazen gece 2-3’te hocadan telefon gelir ve biz daha ilk yarıyı yeni izlemişken maçı bitirip bitirmediğimizi sorar. 

Yardımcı antrenör bizim ekibimiz için kesinlikle önemli. Ersun hoca ile çalıştığım dönemde işimi her zaman bir teknik direktörün yetkileriyle donanarak yaptım. Hocanın olmadığı yerde hocanın neredeyse bütün yetkileriyle çalıştım. 

Bu Ersun hocanın önemli liderlik özelliklerinden biridir. Ekip arkadaşlarına sorumluluk verir ve onları da işin içine dahil eder. Tabii bu yetkilerle çalışmak için uzun süre birlikte olmak lazım. Hocanın olmadığı yerde onun bakış açısıyla bakabiliyorum, hocanın bakış açısını bildiğim için kendi görüşümü de katıp harmanlayabiliyorum. 

Zaten hoca her zaman farklı bakış açıları ve düşünceleri duymak ister. Bu yüzden yardımcı antrenörlerin görevi kolay değil ama son derece önemli. 

Türkiye’de teknik direktörlere yönelik yapılan eleştiriler daha çok daha çok, “Hocanın B planı yok, taktik bilgisi zayıf, sürekli yan pas yaptırıyor” gibi klişelere sıkışmış durumda. İşler kötü gittiğinde savunmadan stoper çıkartıp hücumcu almak veya bazen stoperi santrfor bölgesine çekmek uzun bir süre Türk futbolunun tartışılmaz doğruları gibi kabul edildi. Antrenörlerin ertesi gün kendi aralarında maçı değerlendirirken, bu yorumları konuştuğu oluyor mu?

Türk futbolu sonuca dayalı bir oyun. Süper Lig’de bir teknik direktörün ömrü aşağı yukarı 150 gün. Her şeyi bu 150 güne sığdırıp başarılı olmak zorundasınız. Ne yaptığınızı bilirseniz x oyuncu yerine y oyuncunun oynaması çok da önemli olmaz. Bu bana biraz yüzeysel geliyor.

Bazen oyuncu sakatlıktan çıkmış oluyor ve 20 dakikadan fazla oynamaması tavsiye ediliyor. Bu oyuncuyu son 20 dakikada oyuna aldığınızda ve işler kötü gittiğinde karşılaştığınız yorum, “Madem oynayabilecek durumdaydı neden yedek bekledi?” şeklinde oluyor.  

Elbette çoğu zaman basına ya da bu eleştirileri yapanlara oyuncunun sadece 20 dakika oynayabilecek durumda olduğunu açıklayamıyoruz. Antrenörler kendi aralarında karşılaşmayı tabii ki değerlendiriyorlar hatta bu bazen ertesi güne de kalmayıp maçtan hemen sonra soyunma odasında da olabiliyor. 

Tesise döndüğünüzde kazansanız da kaybetseniz de maçı hemen tekrar izlemeniz lazım çünkü bir sonraki günün antrenman planlamasını ona göre yapacaksınız. Oynamayan oyuncuların hazır olması lazım, oynayan oyuncuların ise bir sonraki güne hazır hale gelmesi gerekiyor ve bu yüzden antrenörler için yaşam hiç durmuyor. 

Sürekli çalışmak ve her zaman hazır olmalısınız ve motivasyonunuzu her zaman yukarıda tutmalısınız. Bazen moraliniz çok bozuk olur ya da hasta olabilirsiniz ama bunların hiçbiri mazeret değil. Teknik ekipler her zaman mental olarak güçlü olmak zorunda. Bütün bir hafta yapmamız gerekenlerle ilgili fikir alışverişinde bulunup sürekli olarak konuşuyoruz çünkü tekrardan hemen işe koyulmamız lazım.

Başakşehir 1-2 Fenerbahçe

Fenerbahçe’deki ikinci döneminizde sezon başında topa sahip olma konusunda çok uç seviyede bir takım izletmiştiniz. Ligin ilk beş haftasında topa sahip olma oranı yüzde 68.4 olan bir takım vardı ki geçtiğimiz sezonda ulusal liglere baktığımızda Pep Guardiola’nın Manchester City’si ve Roberto De Zerbi’nin Shakhtar Donetsk’i de dahil olmak üzere sezon ortalaması olarak bu oranı yakalayabilen herhangi bir takım olmadı. 

Fenerbahçe bu beş haftalık dilimde topa sahip olma konusunda gerçekten çok iyiydi ve bu oyunda kaleci Altay’ın da özel bir rolü vardı. Sıklıkla iki stoper Zanka ile Jailson’un arasına giren Altay geriden oyun kurulumuna yardımcı oluyordu ama ilerleyen haftalarda takımın bu oyundan uzaklaştığını gördük. Bu değişimin sebebi neydi? 

Bunu merak ediyorum çünkü benzer bir oyunu aynı sezon kalecisi Stefan Ortega ile bu şekilde oynayarak Bundesliga’ya çıkan Bielefeld de oynamıştı ve o Ortega bu yaz Manchester City’ye transfer oldu. Ayrıca Ersun hoca da Antalyaspor’un başına geçtikten sonra bu ısrarını korudu ve Süper Lig’de 2014-2015 sezonundan sonra bir maçta en fazla isabetli pas yapan dört kaleci performansı o dönemin Antalyaspor’una aitti.